Bab-ı Esrar , Ahmet Ümit, Doğan Kitap
ilknokta.com
   ilknokta.com Sipariş Takibi  |  Üyelik Bilgileri  |  Yardım  
   Detaylı Arama     
   5 Temmuz 2009, Pazar   
 
Bab-ı Esrar
 

Bab-ı Esrar




Bab-ı Esrar
Ahmet Ümit

Doğan Kitap

» Roman
» Yerli Roman

Fiyatı : 20,00 TL
ilknokta : 17,00 TL
% 15 indirim
Kasım 2008, 396 sayfa, ISBN: 9786051110363
Temin süresi: 1-3 iş günü
"Ahmet Ümit'ın son romanı, Bab-ı Esrar...Yaşamı, aşkı ve inancı yeniden düşünmek için… Yedi yüz yıldır çözülemeyen sır; Şems-i Tebrizi cinayeti...

Yedi yüz yıldır süren bir sevda; Şems-i Tebrizi ile Mevlânâ Bab-ı Esrar sadece bir gerilim romanı değil, aynı zamanda bir sırlar kitabı. Fantastik öğeleri kullanarak çok katmanlı bir dil yaratan Ahmet Ümit bu yapıtında Mevlevilik temelinde din ve inanç üzerine ilginç sorular soruyor. Din ile aşk arasında, inanç ile sevda arasındaki ilişkiyi bambaşka bir açıdan gözlerimizin önüne seriyor.

Dünyayı, yaşamı, inancı ve aşkı, yeniden düşünmemiz, yeniden araştırmamız, yeniden okumamız için...

Bu ürünle birlikte satın alınan diğer ürünler:
»»  Aşk , Elif Şafak
»»  Umut , Ayşe Kulin
»»  Uçurtma Avcısı (Özel Basım) , Khaled Hosseini
»»  La / Sonsuzluk Hecesi , Nazan Bekiroğlu
»»  Olasılıksız , Adam Fawer
»»  Ölmeden Önce Keşfetmeniz Gereken 5 Sır , John Izzo
»»  Yalancı Tanıklar Kahvesi , Vedat Türkali
»»  Osmanlı'nın Mahrem Tarihi , Mustafa Armağan
»»  Yolda , Buket Uzuner
»»  Kendine çok iyi bak , Sabahattin Uçar

Yazarın diğer kitapları:
»»  Ninatta'nın Bileziği , Ahmet Ümit
»»  Kavim , Ahmet Ümit
»»  Şeytan Ayrıntıda Gizlidir , Ahmet Ümit
»»  Patasana , Ahmet Ümit
»»  Sis ve Gece , Ahmet Ümit
»»  Masal Masal İçinde , Ahmet Ümit
»»  Kar Kokusu , Ahmet Ümit
»»  Kukla , Ahmet Ümit
»»  Aşk Köpekliktir , Ahmet Ümit
»»  Çıplak Ayaklıydı Gece , Ahmet Ümit
»»  Başkomser Nevzat Çiçekçinin Ölümü , Ahmet Ümit
»»  İnsan Ruhunun Haritası , Ahmet Ümit
»»  Bir Ses Böler Geceyi , Ahmet Ümit
»»  Tapınak Fahişeleri / Başkomiser Nevzat 2 , Ahmet Ümit
»»  Masal Masal İçinde / Usta Kalemlerden Masallar , Ahmet Ümit
»»  Olmayan Ülke / Usta Kalemlerden Masallar , Ahmet Ümit
»»  Beyoğlu Rapsodisi , Ahmet Ümit
»»  Agatha'Nın Anahtarı , Ahmet Ümit
»»  Kar Kokusu , Ahmet Ümit

Aynı konu başlığındaki diğer kitaplar:
»»  Aşk , Elif Şafak
»»  Olasılıksız , Adam Fawer
»»  Şafak Vakti , Stephenie Meyer
»»  Alacakaranlık , Stephenie Meyer
»»  Baba ve Piç , Elif Şafak
»»  Aşka Şeytan Karışır , Hande Altaylı
»»  Dünyanın Gözü - Zaman Çarkı 1. Cilt (Ciltli) , Robert Jordan
»»  Hançer Yolu - Zaman Çarkı Serisi 8. Cilt (Ciltli) , Robert Jordan
»»  Kılıçtan Taç - Zaman Çarkı Serisi 7. Cilt (Ciltli) , Robert Jordan
»»  Tutulma , Stephenie Meyer
»»  Umut , Ayşe Kulin
»»  Leyla'nın Evi , Zülfü Livaneli
»»  Abdalın Bir Günü , Mehmed Uzun
»»  Kışın Yüreği - Zaman Çarkı Serisi 9. Cilt (Ciltli) , Robert Jordan
»»  Alacakaranlık Kavşağı - Zaman Çarkı Serisi 10. Cilt 2. Kitap , Robert Jordan
»»  Veda "Esir Şehirde Bir Konak" , Ayşe Kulin
»»  Boleyn Kızı , Philippa Gregory
»»  Ninatta'nın Bileziği , Ahmet Ümit
»»  Kışın Yüreği - Zaman Çarkı Serisi 9. Cilt 2. Kitap , Robert Jordan
»»  Kışın Yüreği - Zaman Çarkı Serisi 9. Cilt 1. Kitap , Robert Jordan

Bab-ı Esrar ile ilgili yorum ve eleştiriler :
bir ahmet ümit klasiği
ahmet ümitin o akıcı dili gerçekten okunmaya değer kılıyor eserlerini.... Ama Bab-ı Esrar ayrı bir kapıu aralıyor hayatımıza... Mevlana'nın hiç bilmediğimiz bir yönünü aktarıyor başarıyla... Tasavvuf edebiyatına yönelen bir çok kişi çıkacak en azından Mevlana detaylı olarak araştırılacaktır bu eser okunduktan sonra...
Şeyma Çavuş
DÜŞÜNDÜRÜCÜ
burası tartışma panosu değil farkındayım... kitabın başında ''oh çıkdı genç kızın boğazından'' yazıyor we Sems Tebrizi nin eşi kimyanın öldürüldüğünden bahsediyor fakat başka bilgilerde de kimyanın Sems Tebrizi 'den sonra öldüğü söyleniyor hangisi gerçek burda kafamız karışıyor. kitabın bir yerinde Sems Tebrizi'e kılıcını kaldırıp wurmak isteyen askerlerin elleri havada kaldığı yazıyor o yüce insana zarar weremiyolar tabiki ama o 7 kişi içlerinde mevlananın oğluda bulunan grupdakiler nasıl oluyorda Sems Tebrizi bıcaklıyabiliyorlar ? karan sanki bendim öyle hissederek okuttu kitap kendisini AHMET ÜMİT'e teşekkür ederiz...
Merve Özkan
Bir anektod
Ahmet ÜMİT ile bir internet söyleşimizde şöyle bir soru yönelttik: "gerçekle düş karışımı romanınız Bab-ı Esrar'da çözülen cinayeti nasıl bu kadar ayrıntılı bir rüya olarak anlatabildiniz? " Cevap şöyle oldu: "Roman da insanlar uçar, balık gibi saatlerce suyun altında kalırlar, toprağın altında toplumlar kurarlar. Roman, gerçek değildir, gerçeğe göndermedir." dedi.. Burada bir çelişki var. Ya gerçekleri olduğu gibi tüm çıplaklığı ile yazan realistlere ne demeli ? "Roman, gerçek değildir, gerçeğe göndermedir. sözü, her zaman geçerli değil... Hele hele benim şimdiye kadar yıllarca severek okuduğum realistleri, Balzac, Peyami Safa, Gustave Flaubert'i düşünürsek bu anlamda kişinin her zaman romanda okuduklarını gerçekten uzaklaşmış, bir gerçeğe gönderme olarak bulmadığı, asıl gerçektir. Tek cevaplı sohbetimiz esnasında bu konu hep aklıma takılı olarak kalmıştı. Fakat diğer sorulardan geri dönememiştim. Burasının kitap tartışmaları forum alanı olmadığını biliyorum yalnız, kitabın yazarının ne kadar gerçekten uzaklaşmış olduğunu işaret etmesi açısından yazılması gerektiğini düşündüm. Ne kadar güzel yazmış olsa da!! Gülün Dikeni..Oktay
Oktay  KOCAGÖZ
Muhteşem
Harika bir eser. Kültürün popüler aksiyon içerisinde işlendiği kültürel bir macera kitabı. Tek solukta bitecek bi kitap
turan bek
Yorumum
BAB-I ESRAR / AHMET ÜMİT SON YORUMUM 1. KİTAPTA KULLANILAN DİL VE ANLATIM TARZI : Bir edebi eserde çağrışımlar yaratma gücü ile metnin hakikî anlamıyla sınırlı kalmaması, analiz yapılan eserin kurgusunda kullanılan dilin kuvvetini belirler. Bu romanın kurgusunda gerçek ile hayalin iç içe geçmiş olduğunu gördüğümüz satırları mantık çerçevesinde bütün içerisine koymaya çalıştığımız her an yazarın gerçek-düş mikserini acımasızca çalıştırışı, yazım tarzı olarak oyucuyu son bölüme kadar ikilemlerde bıraktığı ve kurguyu pamuk ipliğine bağlı tuttuğu bir gerçektir. Yazarın "Kapalı kapılar korku verir, ardında ne oldukları bilinmez" deyişini ispatlar gibi okuyucuyu ikilemlerde gezdirerek meraka gark edişi, yazarın merak unsurunu romanda iyi kullandığını gösteriyor. Fakat bu tarz bir anlatım tarzının baştan itibaren okuduğunun bir rüya, bir düş olduğunu bilmeyen ve kurgunun adeta sakatlandığını düşünen, okuduklarını bir mantık çerçevesine koymaya çalışan okuyucuyu zorladığı aşikar. Kurgunun oturduğu temelin ne olduğu ancak son sayfada anlaşılması ve çözülmesi ile de yazım tarzı olarak alışılmışın dışında bir roman okuduğumuzu gösteriyor. Romanda bazı küçük yazım yanlışları da var. Fakat her şeye rağmen yazarın kullandığı dili ve anlatım tarzını, serbest çağrışımlar, halisülasyon-ilizyon, kelebek etkisi, mistik-sufizm ile bazı bölümlerde cümlelerin sonunda gördüğümüz rediflerden oluşan şiir tadını zengin, duygusal ve farklı buldum, sevdim. 2. KİTABIN ANA FİKRİ, VURGULADIĞI VE ELE ALDIĞI KONULAR : Bana göre varlığını pek hissettirmede babasını kendisini terk ettiği için affedemeyen, fakat bir türlü babasının o sımsıcak sevgisini de unutamayan bir küçük kızın 20 senedir zamanın hatıralarında sıkışıp kalmış, tertemiz, çocuksu, esir ruhu, serbest çağrışımlarla babasıyla arasındaki olayları hatırlayışı ve arayışı, dikkatimi çeken ilk ve ana konuydu. Diğer konular; aşk, kendi hayatını kendi istediklerin doğrultusunda yaşamak, sufizm hayatı, Şems Tebrizi – Mevlana, insanın yaratanın bir parçası oluşu konuları bu konunun birer uydularıydı bana gore. Tüm bunların toplamında kendisini bulan bir küçük çocuk vardı… Öyle değil midir zaten. En kuvvetli ve iyi anladığımız anlarımız, kendi kendimizle hesaplaşıp, adeta zamanın durduğu anlar değil midir? Tüm bu konular ile yazarın okuyucunun kalbine dokunabilmeyi amaçladığını ve bunu son bölümlerde başardığını gördüm. Kendi kendini yargıladığı gibi ne çok sevdiği ne de bir başkası onu yargılar. Acımasız bir mahkeme yürek. Korkmaz kimseden. Kendisinden korktuğu kadar! İkinci sırada fark ettiğim ve romanın geneline yayılmış olan konu aşktı… Bu romanda aşkın dengesizliğini okuduk. Aşkın kural tanımaz coşkusunda duyguyu hissetmek için gönül gözünün açık olması gerektiği ve bunun içinde dünya zevklerinden bile insanı kendi isteği ile tecrit eden gaye ve aşkı aşk yapan vuslatsız mesafe vardı. Ayrıca aşkın içerisindeki büyülü dansın ne kadar spesifik ve sübjektif bir kavram olduğu, onun ne kadar yanlış anlaşılmalara vesile olacak kadar özel yaşandığına tekrar şahit olduk. Dedim ya; Şems Tebrizi ve Mevlana tüm bu aşk dediğimiz duygunun anlatılmasında sadece birer güzel örnek ve kendimizi, bir küçük çocuğu bulmamız için yoldu. Aşk anlatılırken aşkın zorlayıcı olmadığı, sevginin ancak özgür ortamlarda büyüdüğü, affedenin ve hoş görenin bu faaliyetiyle kendisini de esaretten kurtararak özgür bıraktığı adeta kulağımıza fısıldandı. Bu şekilde okuyucunun da aklında yaşamanın içerisinde geriye dönüp baktığımızda bulmak isteyenler için kendi hayatımızı bize sorgulatmak isteyen dersler vardı. Şems Tebrizi – Mevlana konusu ilahi aşkı yaşamak için insan fıtratını nefsinden kurtarmasına güzel birer örnekti. Buradaki esrar; Tebrizinin nasıl ve neden öldüğünden ziyade nefsinden kurtulamayan insanın var oluş sebebini bulmak yolunda evvela kendisini sorgulaması ve anlaması gerektiğine örnekti. Bu vesile ile tek atımlık yaşamın yanlış anlaşılmalara ve adı konulmamış imalara kurban edilmemesi gereken huzuru ilahi aşkın gölgesinde perdelendi. Sonra yaratana ulaşmaya çalışan aşkın sureti bir insanı sevmekten geçti…Bize üflenen parçanın parçası insan “denizde damlayım” diye bağırdıkça, feragatın anlamı aşk, sevdiğin için kendinden vazgeçebilmekti…Kendinen vazgeçmek, nefsinden vazgeçmekti… Kendinden vazgeçmeye hazır olanlar için aşk, ölmeden önce ölmekti. Ne uzakta nede yakındadır onun yeri. Sevginle nefes alıp verir, açtığında gözlerini. Sevdikce yeşerir bir çicek gibi. Ve acı çektikce büyümek için nafile, öldürür kendini. Satırların bitmemiş resmi içerisinde, o satırları okuyanın kendisini, kendisinden bir parçayı bulduğu, ağladığı, bir küçük çocuk kalbinin onmamış, zamana inatla dayanmış, unutmamış, küllenmemiş, sönmemiş sırf, sade ama kalbi kırık bir sevgisi vardı. Affedenin affetmesiyle sevdiğini ve hepsinden önemlisi kendisini serbest ve özgür bırakması vardı! Aile, ilişki kavramının içerisinde once hangisi olmalıydı insan; eş, sevgili mi, yoksa bir anne olmak gerektiği mi, yoksa hepsinden öte bir dengede kendin olabilmek mi? Tüm bunları yazar sessizce, adı konulmamış, yazılı olmayan dinamiklerde kendimizi bize sorgulattı. 3. KİTAPTAKİ OLAY VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ : Roman bir sigorta görevlisi, hamile, roman kahramanı Karen’in Konya’ya gelişiyle başlıyor. Veya gelemeyişiyle…Tüm bu fiziksel ayrıntılardan ziyade ben her zaman yaptığım gibi romanın içerisindeki duygu ve düşünce ilgilendirdiği için kadının ruh hali ile anlatılan düşünceye yoğunlaştım. Karen’in nezdinde sevmek eyleminin karşımızdaki insanı değiştirmek değil, karşımızdakini olduğu gibi Kabul edebilmek demek olduğu, sevmenin ancak özgür ortamlarda büyüdüğü anlatıldı. Bu anlamda eğer kişi sevdiğinin zorlamasıyla değişmeye çalışıyorsa, ortaya çıkan eser, artık o ilk başta sevdiğimiz insan değil, bizim yeniden kendimize uygun hale getirmeye çalıştığımız başka bir şeydi. Karen, romanın içerisindeki rolünü iyi oynadı. Yazarın bu anlamda etrafındaki insanlardan yardım almış olduğunu düşündüm. Mennan, yardım severliği yüzünden yanlış anlaşılmaya hazır birisi. Bu anlamda karşısındakinin nefsini tayin eden güzel bir örnek! Nigel, ilişkisinde vermekten çok almayı seven birisi. 4. KİTABIN EDEBİ YÖNDEN DEĞERLENDİRMESİ : Vicdan muhasebesinin tartısı o kadar hassastı ki, hem tartılanı hemde tartanı kendisine esir etti. Ve bağışlamasıyla özgür olan yüreklerde sevgi, ne kadar büyük ve kıymetliydi… Öyle ki hiç birimizin onu uzun yıllar boyunca esir etmeye hakkımız yoktu. Bu zaten hakkın hakkı da değildi… Vicdan ancak kendi mahkemesinde esir ve serbestti. Serbest kalamayanlar ise nefsine yenildi. Romanda her okuyan kendi geçmiş hayatından bir parçayı buldu sanırım. 5. KİTAP OKUNMAYA DEĞER MİDİR? Bu cevabı biliyorsunuz. Sevgiyle kalın, Gülün Dikeni.
Oktay  KOCAGÖZ
SIR KAPISI
Madde aleminin yanında mana alemini de arayanlar için çok güzel bir bakış açısı sunuyor...Felsefe, sırlar, Tanrı aşkı, Şems ve Mevlana, beynin gücü ve Sema...Son yıllarda okuduğum en güzel ve derin kitaptı...Teşekkürler Ahmet Ümit...
ayfer  efitli

BİR SOLUKTA OKUNABİLECEK MUHTEŞEM BİR ROMAN AHMET ÜMİT E ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM BİZE BÖYLE GÜZEL BİR ESER KAZANDIRDIĞI İÇİN
bahar tütüncü

kesinlikle muhteşem bir kitap herkese tavsiye ediyorum,elinizden düşürmeyeceğiniz hatta okumak için uykunuzdan bile fedakarlık yapacağınız bir kitap...
sema arı
 
Bab-ı Esrar ile ilgili yorum ve eleştirilerinizi yazabilirsiniz.
Yorum ve eleştirilerinizi yazabilmek için üye girişi yapmalısınız.
 Üye Girişi
Eposta : 
Şifre : 
  
   Üye olmak istiyorum
   Şifremi unuttum
 Ürün Listeniz »»»»
Listenizde ürün bulunmamaktadır.


ana sayfa | konu başlıkları | yeniler | yayınevleri | çok satanlar | yazarlar | kelepir
detaylı arama | üyelik | sepetiniz
yardım | banka hesapları | kargo & iade

tasarım & uygulama
Truva Bilişim Çözümleri
Truva Bilişim Çözümleri